MEMUR YOKSULLAŞIYOR, GEÇİM KRİZİ DERİNLEŞİYOR!

MEMUR YOKSULLAŞIYOR, GEÇİM KRİZİ DERİNLEŞİYOR!
2026 yılı Ocak ayı itibarıyla açıklanan maaş artış oranları, kamuoyuna bir iyileştirme olarak sunulsa da; sahadaki hayat, çarşıdaki fiyatlar ve mutfaktaki gerçekler bu iddiayı açıkça boşa çıkarmaktadır. Bugün memur ve emekli, rakamlarla değil; geçim derdiyle baş başa bırakılmıştır. Açıklanan maaş artışları, piyasa gerçeklerinden kopuktur. Bu artışlar, memurun alım gücünü korumamakta; aksine yoksullaşmayı kalıcı hâle getirmektedir.
Üstelik açıklanan resmî verilerin kendi içinde dahi tablo vahimdir: Konut ve kira artışları %50’lere dayanmıştır, gıda fiyatları memurun sofrasını her geçen gün küçültmektedir, ulaşım ve enerji giderleri maaş artışlarını aylar içinde anlamsızlaştırmaktadır. Bu şartlar altında yapılan maaş artışı, geçimi kolaylaştırmak bir yana, memura “idare et” demekten ibarettir.
MEMUR ARTIK ORTA SINIF DEĞİLDİR!
Bugün en düşük memur maaşı, yoksulluk sınırının çok altındadır. Memur; emeğiyle geçinen, geleceğini planlayabilen bir kesim olmaktan çıkarılmış; kredi kartları ve borçlarla ayakta kalmaya çalışan çalışan yoksullar grubuna itilmiştir. Ay sonunu getiremeyen, ev kirasını karşılamakta zorlanan, çocuklarının temel ihtiyaçlarını kısmak zorunda kalan bir memur gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu durum, sadece bireysel değil; toplumsal bir alarmdır.
ENFLASYON FARKI ZAM DEĞİLDİR!
Altını bir kez daha çiziyoruz: Enflasyon farkı bir zam değildir. Enflasyon farkı, geçmişte yaşanan kayıpların gecikmiş ve eksik bir telafisidir. Memurun insanca yaşayabilmesi için; enflasyon farkının üzerine refah payı eklenmesi, son yıllarda biriken reel kayıpları karşılayacak ek zam verilmesi artık kaçınılmazdır. Refah payı bir lütuf değil, sosyal devletin asgari sorumluluğudur.
EK ZAM VE REFAH PAYI ARTIK ZORUNLUDUR!
Mil-SEN Konfederasyonu olarak açık ve nettir ki; maaş politikaları istatistik masalarında değil, çarşının, pazarın ve mutfağın gerçeklerine göre belirlenmelidir. Barınma krizinin geldiği nokta ortadadır; kira yardımı ve büyükşehir tazminatı derhâl hayata geçirilmelidir. Vergi dilimleri adil ve sabit hâle getirilmeli, verilen maaş artışlarının yıl içinde vergi yoluyla geri alınmasına son verilmelidir. Bununla birlikte, memur ve emeklilerin biriken reel gelir kayıplarını telafi edecek ek zam gecikmeksizin yapılmalı; enflasyon farkının üzerine, alım gücünü gerçekten koruyacak kalıcı bir refah payı mutlaka eklenmelidir.
Bu talepler bir ayrıcalık değil, sosyal devletin ertelenmiş sorumluluklarıdır. Rakamlarla başarı hikâyesi yazılabilir; ancak memurun mutfağındaki yangın rakamlarla söndürülemez.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Mil-SEN Konfederasyonu


